Spor ve Aile


Aile, anne baba ve çocuklardan oluşan; fizyolojik, ekonomik, kültürel ve toplumsal olarak çocuk ve ergenin ruhsal gelişimini ve davranışlarını şekillendirip yönlendiren, bununla birlikte etkisini hayatın sonuna kadar sürdüren en küçük sosyal kurumdur.

Çocuk doğduğu andan itibaren ilk olarak aile ile iletişim halindedir ve doğal olarak ilk kazanımları da aileden öğrendikleridir. Çocuk her şeyi ailesinden gördüğü gibi yapar, onları taklit eder veya model alır. Din eğitimi, ahlak gelişimi, konuşma biçimi, dünyaya bakış açısı, topluma, sanata, müziğe ve spora ilgisi ilk olarak ailede şekillenir. Bu nedenle anne baba tutumları çocukların gelişimi için büyük bir önem arz eder çünkü çocuk ne görürse onu yapar. 

Ailelerin spora yaklaşımları ve katılımları, çocuğun spora bakış açısını büyük oranda şekillendirecektir. Anne ve babasının spora katıldığını gören çocuk da spora katılacak ve ilgi duyacaktır.

Aile çocuğun sporla buluşmasını sağlayan ilk basamaktır. Ailenin spor yaparken ve izlerken yaptıkları davranışlar, kullandıkları üslup, benimsedikleri oyun ve centilmenlik anlayışı, çocuğun bu alandaki düşüncelerini de etkileyecektir. Kazanma ve kaybetmenin ne demek olduğunu, taraftarlık anlayışını ve bunlarla ilgili olumlu veya olumsuz davranışların tümünü ailede öğrenir.

Bazı aileler sporun çocuğun gelişiminde ve sosyalleşmesinde büyük rol oynadığını düşünüp çocuklarının spora katılımını desteklerken bazı ailelerinde buna sıcak bakmadıkları da görülmüştür.

Çocuğun spor yaparken ailesinin yanında olduğunu bilmesi, desteklendiğini düşünmesi aile bağlarını güçlendirirken aynı zamanda çocuğun kendisine olan güveni kazanıp, sosyalleşmesini de sağlayacaktır. Bu durumda ailelere düşen görev; çocuklarına her ne olursa olsun destek olmak, onların ilgi ve becerilerine uygun branşlara yönlendirmek olmalıdır. Çocuklarından kapasitesinin üstünde performans göstermeleri beklenmemeleri, kaybetmenin kazanmak kadar doğal olduğunu anlatmaları gerekmektedir. Bilinmelidir ki başarı beklentisi gerçekleşmediği takdirde çocukta öz güven eksikliği doğabilir.

Ailelerin Sosyo-Ekonomik durumları da, spora katılım üzerinde oldukça önemli bir yere sahiptir. Çocukların hangi sporla ilgilenecekleri konusunda en belirleyici unsurlardan birisidir. Örneğin; futbol, basketbol, atletizm, gibi spor branşları ailelere ekonomik yönden pek fazla yük getirmezken tenis, golf, kayak gibi spor branşlarında ise durum tersi yöndedir.
Geçmişteki Türk toplumlarında aileler kızlara oranla erkeklerin sportif etkinliklere katılmalarına daha sıcak bakılmıştır. Kız çocukları; fiziksel özellikleri ve toplumdaki genel düşünce yapısı itibariyle hep geri planda kalmışlardır. Spora katıldıklarında ise artistik ve estetik branşları seçmeleri istenmiştir. Bu da bayan sporcu sayısının az olmasına sebep olmuştur. Ancak günümüze bakıldığında ise bu düşüncenin geçmişte kaldığı ve ailelerin cinsiyet farkı gözetmeden çevre baskısına aldırış etmeden çocuklarını spora yönlendirdiği görmekteyiz. 

Sonuç olarak; büyüyen ve büyümeye devam eden toplumlarda çocukların spora daha fazla teşvik edilmesi, hem ruhsal, hem fiziksel, hem de ekonomik anlamda gelişime daha fazla katkı sunmaktadır. 
 

YAZIYI PAYLAŞ!

YAZARIN SON 5 YAZISI
24Kas

Spor ve Aile

15Kas